Günümüzde oldukça yaygın hale gelen elektrikli araçlar çeşitli alternatifler sunmaktadır. Bu araçlara baktığımızda dışarıdan elektrikli olduğu çok anlaşılmamaktadır.
Petrol yakıtlı araçlarla fiziksel fark olmasa da en büyük fark motor işleyiş ve yapısında ortaya çıkmaktadır. Elektrikli araçlar enerjisini benzin, motorin veya LPG gibi yakıtlardan değil batarya sistemlerinden almalarıdır.
Elektrikli arabalar motorlarını bataryalardan gelen güç ile doğrudan tekerlekleri itmekte kullanır. Bu olay içten yanmalı yanı yakıtı fosil olan araçlarda pistonların hareketi ile sağlanmaktadır.
Bir diğer fark ise motorun dakikada dönme hızıdır , bu hız elektrikli araçlarda 0 ile 18000 devire kadar değişiklik gösteren kapasiteye sahiptir. Motorun bu devir hızına bağlı olarak hem düşük hızda hem de yüksek hızlarda maksimum güç üretmelerini sağlar. Fosil yakıtlarda ise bu durum yüksek hızlarda gücün arttığı fakat düşük hızlarda güç veriminin azaldığını gösterir.
İçten yanmalı motorlarda şanzıman sistemine ihtiyaç vardır, bu sistem üretilen gücün tekerleklere iletilmesini sağlar .Ancak elektrikli araçlarda şanzıman sistemine gerek kalmadan bataryalardan alınan enerji direkt olarak tekerleklere aktarılır.
Elektrikli araçlar bataryadan aldıkları enerjiyi alternatif akıma dönüştürerek kinetik enerji sağlar, basit bir mekanizmaya sahiptir içten yanmalı motorlarda olduğu gibi karmaşık bir sistem yoktur.
Tercih nedenlerin bir diğeri ise çevre dostu olmaları ve yenilenebilir enerji kullanmalarından kaynaklıdır. Sıfır atık sağlarlar çevreye egzoz gazı salgılamazlar, motorlarından gürültü çıkarmadıkları için çevreye rahatsızlık vermezler.
Bir diğer nokta mekanik sistemlerinin sade olması karmaşık ve çok parçadan oluşmaması nedeni ile bozulacak ve yıpranacak parçaların azlığını da işin içine katılarak bakımlarında maliyetlerin düşük olacağı görüşünden oluşmaktadır.











